Basın

Basın

 *Duygu Eren'in Business Life dergisindeki bazı yazılarını aşağıda bulabilirsiniz

 

 Gayrimenkul'de İnovasyon


İnovasyon; yeni veya önemli ölçüde değiştilmiş ürün (mal ya da hizmet) veya sürecin; yeni bir pazarlama yönteminin; ya da iş uygulamalarında, iş yeri organizasyonunda veya dış ilişkilerde yeni bir organizasyonel yöntemin uygulanmasıdır.* Kaynak: Osla Kılavuzu; 2005.
İnovasyon; gayrimenkul denince aklımıza en son gelen ve sektör için çok önemli olan ama çokta çaba sarfedilmeyen en önemli konulardan biri. Gayrimenkul ve inovasyon ülkemizde "akıllı ev" yapmaktan öteye henüz geçebilmiş değil. Birkaç inşaat firması dışında ise bu konuya malesef yeteri kadar eğilinmiyor.

İnovasyon gayrimenkul ve inşaatta ne zaman akla gelir? Satış yokken ve satış çokken. Satış çokken, artık satış kaygısından öteye geçmiş şirketler başarılarının sürdürebilirliliği için "inovatif" olmaları gerektiğini kavrarlar. Diğer yandan satış sıkıntısı yaşayan şirketlerse fark yaratmak ve rekabet etmek için inovatif olmak zorundadırlar. Ancak akıllı evler, akıllı telefonla açılan panjurlar ve kumanda edilen televizyonlar inovatif olsa da yeterli değildir. İnovasyon bunlarla beraber oluşan bir süreçtir. Ortaya konulan çıktılarla beraber o deneyimi yaşamak ve bunu şirket kültürü haline getirebilmektir.

Gayrimenkul sektöründe gerçekten inovatif olan Amerika, Japonya gibi ülkelere baktığımızda inovasyonun çok yönlü olduğunu görmekteyiz. Akıllı evler, ortak paylaşım alanları, büyük veri, pazarlamada sanal gerçeklik ise son yılların en çok öne çıkan konularından. Bu yaklaşımlar hem farklı ihtiyaçlardan ortaya çıkmış hem de inovasyon adına önemli gelişmelerden. Gayrimenkulle beraber inşaatta ise çevre ve şehircilik düzenlemeleri ve yeni iş modelleri de inovasyon adına yapılan yeniliklerden. İnovasyon dendiğinde değişen tüketici davranışları, teknolojinin sektöre olan etkileri de göz önüne alınmalı.

Gayrimenkulde inovasyon denince ilk odaklanılması gerekilen konu küçük değişiklerle sorun çözmek olmalı. Peter Drucker'ın dediği gibi her işin iki temel fonksiyonu vardır; inovasyon ve pazarlama. Konu gayrimenkul olunca inovasyon kelimesi büyük beklentiler oluşturabiliyor. Her gün yapılan büyük işlerden başlayarak küçük adımlarla inovasyonu şirkette oluşturmak mümkün. Bunun için yenilikleri, dünyayı takip etmek ve yüksek farkındalık gerekli. Bu konuda en iyi örneklerden biri paylaşım ekonomisine dayalı iş modeli yaratan Airbnb. Gayrimenkul kiralamayı geleneksellikten çıkarıp, fayda-getiri ilişkisinde özellikle genç nüfusa hitap eden bir iş modeliyle çok başarılı ve inovatif bir markayı sektöre kazandırdılar. Online iş modelleri uzun yıllardır gayrimenkul sektöründe pazarlama ve satışta önemli rol oynamakta. Özellikle yurt dışındaki yabancı ve yeni müşteriye ulaşmak için online da yer almak mutlak önem kazandı.

İnşaat sektörünü incelediğimizde gerçekten ihtiyaca yönelik evler yapmak, özellikle şehir içinde büyük evler yapmak yerine efektif yaşam alanları üretmek dünyanın büyük şehirlerinde ön plana çıkan bir konu. Tasarım ve altyapı ise inşaat sektörü için mutlaka inovasyona dayanmalı. Enerji tasarrufu üzerinde çokça durulması gereken konulardan biri. Akıllı binalar beraberinde enerji tasarrufu sağlayan ve fayda üreten yapılar ancak bunlar henüz çokça iyi anlatılmıyor. Altyapıda ise teknolojiyi doğru kullanmak önemli. Basit, sade ve insan hayatına doğru dokunuşlarla her şirket ve her sektör inovasyon yapmalı. Günümüzün rekabetçi iş ortamında şirketleri sürdürülebilir kılan ve sonraki üst seviyeye taşıyacak olan tek gerçek, şartlara ve zamana uyan değil, şartlara ve zamana meydan okuyan inovatif davranışlardır.

 

 

Değişimi Yönetebilmek



"Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü; akıl çağıydı, budalalık çağıydı; inanç zamanıydı, inançsızlık zamanıydı; ışık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi; umut baharıydı, umutsuzluk kışıydı; önümüzde her şey vardı, önümüzde hiçbir şey yoktu. Hepimiz cennete gidiyorduk; ya da tersine, cehenneme. Gün bügüne o kadar benziyordu ki, gürültücü yetkililerden kimi, karşılaştırmaların yalnızca üstünlük açısından yapılmasında direnir oldular."

Charles Dickens döneminin Fransasını İki Şehrin Hikayesi romanında böyle özetlerken farkında olmadan 2017 yılını ve dünyayı anlatmış oldu. Davos zirvesi açılışında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping sözlerine bu cümlelerle başlarken aslında 'değişimden' bahsediyordu. "Değişim"; iyisiyle kötüsüyle insanoğlunu en çok korkutan kelimelerin başında gelmekte. Değişimi kabullenebilmek ve yönetebilmekse herkes için şüphesiz en mühimi.

Günlük hayatımızda ise en çok konuştuğumuz ve bizi ilgilendiren konu değişimlerin bize nasıl yansıdığıdır. Herşey dalga dalga büyür, gelişir ve yansımaları olur. Bunlar her zaman kendi seçimlerimizin sonuçları değildir. Bugün ülkemizin ekonomik durumuna baktığımızda dünyanın birçok yerinde olduğu gibi belirsizlikler yaşamaktayız. Kurdaki dalgalanmalar, siyasi durumlar vb birçok sektöre farklı şekillerde yansımakta. Asıl meseleyse bütün bunlar yaşanırken çözüm üretebilmekte gizli.

Gayrimenkul sektörünü ele alacak olursak piyasa yapıcılardan Emlak Konut,Gyoder ve Konutder şartlara uygun olarak kampanya yapacağının müjdesini verdi. Şubat ayında başlayan 2. Konut seferberliğinde konut kredisi 0.75-0.85'e düşürülüp, vade 240 aya çıkacak. Matematiksel olarak bu yüzde 25 indirime tekamül etmekte. Bu kampanyayla yaklaşık 15 binde fazla ve işyeri satılması planlanmakta. Şu an için kampanya 1 şubat-31 mart arası olacak. Faiz oranları ise firmalar tarafından belirlenecek.

Konut fiyatlarının son on yıl içerisindeki yükselirken, son kullanıcının alım gücü aynı oranda artmadı. Borçların uzun vadeye yayılması bu sepebten ötürü tüketici için olumlu olacaktır. Avrupa ve Amerika'da bu şekilde konut sahibi olunduğu düşünülürse düşük taksitler ve enflasyonla doğru orantılı düzgün projeksiyonlu ödeme planı, birçok kişiyi konut sahibi yapacaktır.

Madalyonun öteki yüzünde ise diğer inşaat firmaları var. Bu kampanyanın içinde yer almayan şirketler için durum biraz sıkıntılı olabilir. Konut alımının büyük çoğunluğunun banka kredisiyle yapıldığı düşünülecek olursa kendi finansal enstürmanlarına sahip olmayan şirketlerde, banka ayağındaki 0.80-0.90 bandındaki faizler tüketici için cazip olmayacaktır. Bu noktada bankalar ve inşaat firmaları nezdinde yeni çözümler üretilmesi gerekir.

2017'nin ortalarından sonra konuttaki arz-talep ilişkisi dengelenecektir. Beklentileri çok yukarıda tutmadan yastık altındaki parayı konuta yönlendirmek ve ekonomiye kazandırmak piyasayı canlı tutacaktır. Kafasında soru işareti olan yatırımcı için bu kampanya fırsat olacaktır.

 

Sular Dalgalanıpta Durulunca

 

 

Sular yükselince, balıklar karıncaları yer…
Sular çekilince de karıncalar balıkları yer…
Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir…
Çünkü kimin kimi yiyeceğine.. “Suyun akışı” karar verir…


Bu Kızılderili atasözü bugünler için söylenmediyse de yaşadığımız günleri çok iyi anlatıyor. Kurlardaki dalgalanmalar, dünya ekonomi ve siyasetindeki değişen düzenlemeler karşısında yatırımcının aklı karışmış vaziyette. Özellikle ülkemizin lokomotif sektörü olan inşaatta hem üretici hem yatırımcının kafası soru işaretleriyle dolu.


Paranın nabzını tutmak şu aralar çok mümkün görünmüyor. Birçok sektöre bu farklı şekillerde yansımış durumda. Neresinden bakarsak bakalım tl değer kaybetsede şu an nakiti olan çok güçlü. Herkes gayrimenkul alma noktasında istekli ancak kurların, paranın gidişatı önlerini görmelerini zorlaştırıyor. Brexit, Trump enflasyonu vb sebepler dalgalanmaya yol açsada son tüketici neyi, nasıl ve ne kadara alabileceğiyle ilgileniyor.


Gayrimenkul alırken birçok kişi banka kredisine başvuruyor. Bu noktada bankaların üzerine büyük görevler düşmekte. Konut haricinde alınacak olan ticari bağımsız bölümlerin kredi çıkma süreleri başvurudan sonra on güne kadar uzayabiliyor. Alım satımlarda tapudan bile dönenlerin oranının yüksekliği gözönüne alındığında, alıcının geri dönüşü olmayan karar verme sürecinde zaman çok etkili olmakta.


Alma isteğini koruyan ama aklı karısık tüketici ne yapmalı? Hiçbirşeyin sonsuza kadar iyi veya sonsuza kadar kötü gitmeyeceği varsayımından yola çıkarak, kurlarında sonsuza kadar bu hızla ve bu şekilde yükselmeyeceğini söyleyebiliriz. Hal böyleyken, Bu durumda ise özellikle peşin alımlarda pek çok fırsat mevcut. 


Büyük projelerin kendi içlerinde bankalarla anlaşmalı olarak yaptıkları garantörlükler ve kampanyalar genel olarak başarılı ve müşteriyi mutlu etmekte. Bununla birlikte peşin alımlarda ciddi indirimler söz konusu. Bu indirimler projeden projeye değişse de metrekare'de ciddi farklar ortaya çıkmakta.


Aynı zamanda nakitin piyasada dönmesi domino teorisi şeklinde bütün sektörleri pozitif şekilde etkileyecektir. Gayrimenkul sadece son tüketicinin alım yaptığı değil aynı zamanda yapı sektötünden, emlakçısına kadar birçok insanın emek verdiği büyük bir pazar. Ve bu sektördeki en küçük yavaşlamanın etkisi büyük olmakta.


İşte tamda suların dalgalandığı bugünlerde, karıncalar balıkları yemeye başlamadan önce doğru alımlarda kazançlı çıkmak ve birçok insanın beslendiği bu dev sektöre yavaşlamadan katkı yapmak gerekli.

 


Duygu Eren

Yazarla iletişim için: duygu@dpdanismanlik.com

Twitter: www.twitter.com/duygeren